Yazılar

Avrupa Birliği’nin En Avantajlı Emlak Piyasaları

Bu yazımızda, yatırım yoluyla Avrupa Birliği vatandaşı olmayı arzu edenler için bu imkânı en avantajlı biçimde sunan bazı Avrupa Birliği ülkelerinin emlak piyasasından söz edeceğiz.

Vizesiz seyahat ve ikinci vatandaşlık için en uygun yatırımcı programlarını sunan Avrupa Birliği ülkelerinden Malta, Güney Kıbrıs, İspanya ve Portekiz; emlak sektörü açısından dünyada hızla yükselen bir popülariteye sahiptir.

Bu ülkelerin emlak alımı açısından her geçen gün daha da yükselerek ilerleyen birer trende sahip olmalarında, hiç şüphesiz ki yabancı yatırımcıları göz önüne alarak sundukları özel projelerin yeri büyüktür.

Örneğin Eurostat verilerine göre, Malta Emlak Sektörü geçtiğimiz senelerde %5’lik bir büyüme gösterdi. Bu artışın pozitif etkisi ile ülkedeki gayrimenkul çeşitliliği ve beraberinde yabancı yatırımcılara sunulan vergi avantajları, Malta’yı Avrupa’nın en gözde emlak yatırım rotalarından biri durumuna getirdi.

Malta’da uygun fiyat ve vergi avantajları ile yatırım yapıldığında sadece ikinci vatandaşlık ve Avrupa Birliği içerisinde vizesiz seyahat imkânı sunulmuyor, ayrıca Avrupa Birliği sınırları içerisinde ticaret yapanlara ek kolaylaştırıcı imkanlar da sunuluyor.

Daha da açmak gerekirse, bir Avrupa Birliği ülkesinde yatırım yapmış olmanın Avrupa Birliği’ndeki diğer ülkelerde gerçekleştirilen ticarete de pozitif etkilerini bulunduğunu söyleyebiliriz.

Avrupa Birliği’nde yer alan diğer ülkeler içerisinde emlak sektörü ve ikinci vatandaşlık denildiğinde akla ilk geliverenler arasında İspanya, Portekiz ve Güney Kıbrıs bulunuyor.

Portekiz özellikle düşük ve orta düzey yatırımcılara da hitap edebilen uygun fiyatlı gayrimenkulleri ile öne çıkıyor buna karşın yatırım yoluyla Portekiz vatandaşlığı elde etmenin süresi örneğin Güney Kıbrıs’a oranla biraz daha fazla zaman alıyor.

Güney Kıbrıs’ta ise emlak yatırımı yaparak vatandaşlık elde etmek çok daha kısa bir zaman alıyor fakat gayrimenkul rakamlarının çok daha yüksek olduğu belirtiliyor.

Emlak yatırımı açısından bir diğer avantajlı Avrupa Birliği ülkesi olan İspanya, emlak sektöründe %40’lık bir düşüşe sebep olan yedi yıllık kriz döneminin ardından son 3 senedir giderek canlanan bir yapıya sahip oluyor.

Yabancı yatırımcılar ülkedeki Caosta Del Sol, Britons ve Barselona gibi egzotik rotaları göz önüne alarak yatırım yapıyorlar.

Ayrıca Balear Adaları, Valensiya, Murcia ve Kanarya Adaları da, bilhassa yabancı emlak yatırımcılarının İspanya sınırları dâhilinde gayrimenkul satın almayı seçtikleri popüler rotalar arasında yer alıyor.

Dünya Mutfağından Beş Popüler Lezzet!

Seyahati, yemek yemeği ve yeni tatlar keşfetmeyi sevenler için dünya mutfağından popüler beş lezzeti derledik.

Amerika, İngiltere, İspanya, Dominika ve Portekiz’e ait bu damak çatlatan lezzetleri deneyerek gastronomi maceralarınıza yenilerini ekleyebilir, yatırım yoluyla ikinci vatandaşlık imkânı sunan bu ülkelerin kültürlerine mutfak yoluyla bir adım atabilirsiniz.

İşte dünyayı dolaşmayı seven her gezginin mutlaka denemesi önerilen günümüzün en popüler beş yerel lezzeti:

1-İspanya’ya yolunuz düşüyorsa mutlaka ama mutlaka Gazpacho adı verilen soğuk domates çorbasını denemenizi öneriyoruz. İspanyol kültürünün en bilindik geleneksel lezzetlerinden biri olan gazpacho ayrıca zaman içerisinde domates haricinde farklı sebze ve malzemeler eşliğinde de hazırlanarak değişik varyasyonlara sahip olmuş bir yemek türüdür. Ama bizim önerimiz en geleneksel olan domatesli hâlini denemeniz yönündedir.

Domates üretimi ile ünlü İspanya’da sıcak bir gün hafif bir öğle yemeği için tercih edilebilecek ideal bir yemek olan gazpacho soğuk olarak hazırlanan domates çorbasının üzerinin salam, biber, soğan ve baharat çeşitleri ile renklendirilmesinden oluşur.

2-Amerika’nın New York şehri, cheesecake’i ile dünyaya ün salmıştır. New York cheesecake olarak adlandırılan bu enfes lezzet, tatlı severlerin gönlünü fethedecek incelikli müthiş bir tada sahiptir. New York cheesecake özel bir aromaya sahip değildir tam tersine klasik sade bir cheesecake formunda sunulmaktadır, yanına ise böğürtlen sosu ilave edilmektedir.

3-İngilizlerin en popüler tatlılarından biri olan sticky toffee pudding, toffee adı verilen şekerleme sosu ve hurma içeren yumuşak ıslak bir kek ve üzerine eklenen dondurma ve şekerleme sosundan oluşmaktadır. İngiliz yemeklerinin bitirmenin en geleneksel ve en tatlı yolu olan bu spesiyal belki de İngiliz kültürüne adapte olabilmeyi kolaylaştıran etmenlerden biridir.

4-Karayipler’in saklı cenneti Dominika’nın geleneksel lezzetlerinden biri olan asopao de mariscos, temel olarak deniz ürünleri yahnisi olarak tanımlanabilir. Oldukça lezzetli ve doyurucu bir yemek olan aspao de mariscosun içerisinde deniz ürünlerinin yanı sıra tavuk suyu, pirinç ve sebze çeşitleri de yer alır.

5-Portekiz mutfağının yalın, pratik ama bir o kadar lezzetli tariflerinden biri olan polvo à lagareiro, papates ve ahtapot etinden oluşmaktadır. Ahtapot eti bütün formda önce haşlanır, ardından zeytinyağında yüksek ateşte patates eşliğinde kızartılır ve bu esnada üzerine baharat çeşitleri ilave edilerek yemeğinhalihazırda damak çatlatan lezzeti kat be kat daha fazla arttırılır. Portekiz kıyılarının en meşhur deniz ürünü spesiyallerinden biri olan bu lezzet, özellikle Porto şarapları eşliğinde tüketilmektedir.

Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Ülkeleri

Eğitim dünya çapında öneme sahip ve geleceğimizi şekillendiren bir kavram olmasına karşın, her ülkenin eğitime eşit oranda önem vermediğini görüyoruz.

Bir eğitim ve yayıncılık grubu olan Pearson, her sene dünya çapında yaptığı araştırmaya göre ülkelerin eğitim sistemlerini değerlendirmekte ve sonuçlarını açıklamaktadır.

Bu araştırmaların 2015/2016 döneminde sunulmuş en güncel verilerine göre dünyanın en iyi eğitim sistemine sahip ülkeleri arasında ilk sıraları Güney Kore, Japonya, Hong Kong, Finlandiya, İngiltere, Malta ve Kanada paylaşmaktadır.

Bu ülkelerin en iyi eğitim sistemine seçilmelerinin elbette belirli kriterlerde açılamaları mevcut. Eğitim standardının dünya geneline göre yüksek olarak belirlendiği ülkelerin ortak özellikleri arasında:

  • Zorunlu eğitim süresi oranında, eğitim hizmetlerinin yüksek standartlarda ve ücretsiz olarak sunulması.
  • Öğretmen maaşlarının yüksek tutulması ve toplumda öğretmenlere Batı dünyasında bir doktor veya avukata duyulan saygı şeklinde önemli bir yer atfedilmesi
  • Öğretmenlere yönelik meslek içi geliştirme ve eğitimlerin devlet tarafından karşılanması bir diğer deyişle ücretsiz olması
  • Öğrencilerin çok fazla ödev ve sınav ile boğulmaması yeterince boş zaman sahip olabilmelerinin sağlanması
  • Sınıfların kalabalık olmamasına özen gösterilmesi
  • Din, dil, ırk ve görüş ayrılığına bakılmaksızın her öğrenciye eşit eğitim hakkı tanınması
  • Eğitim müfredatlarında sadece teorik bilgilere değil hayatın içerisinde gerçekten işe yarayacak beceriler kazandıramaya yönelik konuların dahil edilmesi.
  • Devlet bütçelerinden her yıl yüksek oranda bir meblağın eğitim sektörüne ayrılması

gibi çok önemli maddeler bulunmaktadır. Bu bilgiler ışığında dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip olduğu belirtilen Malta’ya, Yeni Bir Hayat aracılığı ile ikinci vatandaşlık başvurusunda bulunabilir ve çocuklarınızın bu yüksek standartlı eğitim sisteminden yararlanmalarını sağlayabilirsiniz.

Malta Hükümeti tarafından sürdürülen Malta Daimi Oturum Programı çerçevesince, sadece €500,000 tutarında Malta devlet tahvili alarak yatırım yapan kişiye ve ailesine, Malta’da süresiz oturum izni veriliyor. Bu oturum izni sayesinde yatırımcı ve ailesinin Malta devletinin sunduğu sağlık ve eğitim gibi tüm sosyal haklardan tıpkı bir vatandaş gibi faydalanabilmesi mümkün oluyor.

Geçmişte bir İngiliz kolonisi olan Malta, eğitim sistemini İngiliz geçmişi üzerinden kurgulayan bir yapıya sahiptir. İngiltere’nin de dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden birine sahip olduğu düşünülürse Malta’daki eğitimin neden bu kadar köklü ve yüksek standartlara sahip olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Malta eğitim sistemi 4-16 yaş zorunlu eğitimi kapsamaktadır ve bu eğitim ücretsizdir. Yukarıdaki araştırma kriterlerini en iyi şekilde kapsadığı söylenen sistemde devlet okulları kadar özel okullar da büyük bir yere sahiptir. Malta oldukça kozmopolit bir ülke olduğundan, çok sayıda uluslararası okulu da bünyesinde barındırmaktadır.

Ankara Antlaşması İle İngiltere’ye Nasıl Gidilir?

Bir Türk olarak İngiltere adım atmanın en avantajlı yolu hiç şüphesiz ki Ankara Antlaşması’ndan yararlanmaktır.
Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması, Türk vatandaşlarına girişimci olarak İngiltere’de iş kurma ve oturum hakkı vermektedir.

Ankara Antlaşması Vizesi ile kendi mesleki dalınızda ile ilgili İngiltere’de bir şahıs veya limited şirketi kurabilir ve İngiltere’de oturum ve çalışma izni elde edebilirsiniz.

Bir girişimci vizesi olan Ankara Antlaşması vizesinin en büyük avantajları diğer yatırımcı vizelerine göre çok daha küçük bir sermaye gerektirmesi ve 5 yıl içinde İngiliz vatandaşlığına başvuru hakkı vermesidir.
Ankara Antlaşması İngiltere’de iş kuracak bütün Türk vatandaşlarının başvurusuna açıktır. Düşük miktarda bir yatırımla İngiltere’de iş kurmak ya da Türkiye’deki şirketine uluslararası bir statü kazandırmak isteyen iş adamları için ideal bir programdır.

Aynı zamanda, bir şahıs şirketi kurarak tek başına çalışabilecek, freelance iş yapabilecek bireyler de tek kişilik şirketin ihtiyaç duyacağı ölçüde küçük bir sermaye ile Ankara Antlaşması vizesinden yararlanarak İngiltere’ye gidebilirler.

Ankara Antlaşması vizesinden faydalanmak için adayların İngiltere’de kuracakları iş ile ilgili detaylı bir iş planını içeren bir başvuru dosyası hazırlamaları gerekir. Dosyada adayın kuracağı işin detayları, kapsamlı bir pazar araştırması, adayın o işi yerine getirebileceğinin göstergesi olan eğitim ve deneyim gibi bilgiler ve o işi kurup kâr etmeye başlayana kadarki süreçte ihtiyaç duyacağı finansman detaylarının yer alması gerekir.
Ankara Antlaşması’na başvuruda bulunurken, işinizin kuruluş giderlerini ve ilk yıl için gerekli harcamaları karşılayacak bir sermayeye sahip olmanız yeterli görülmektedir.

Ayrıca dikkate alınması gereken bir diğer önemli nokta ise kuracağınız işin gerektirdiği düzeyde İngilizce bilgisine sahip olmak ve bunu uluslararası geçerliliğe sahip dil sınavları ile yakın tarihte belgelemiş olmaktır.
Ankara Antlaşması’yla İngiltere’ye yerleştiğiniz zaman öncelikle bir yıllık oturuma hak kazanırsınız. Bir yılın sonunda kurduğunuz şirketin finansal ve yönetimsel bir değerlendirmesi yapılır ve her şey yolundaysa oturumunuz üç yıl daha uzatılır. Bu üç yıllık sürecin sonunda yine aynı denetimlerden geçip kalıcı oturma iznine, yani süresiz oturuma hakkına sahip olursunuz. Süresiz oturma iznine sahip olduktan sonra dilerseniz kendi şirketiniz haricinde başka bir iş yapabilir ya da maaşlı bir işte çalışmaya başlayabilirsiniz.

Kalıcı oturum iznini aldıktan bir yıl sonra ise İngiliz vatandaşlığına başvurulabilirsiniz.
İngiltere vatandaşlığına başvurma hakkını kazanmanız için en az 5 yıl İngiltere’de yaşayıp bu 5 yıl içinde de ülkeyi 450 günden daha uzun bir süre terk etmemiş olmanız, en az 1 yıl boyunca süresiz oturuma sahip olmanız ve sabıka kaydınızın olmaması gerekir.

Ankara Antlaşması’nın en büyük avantajları; büyük bir sermaye gerektirmemesi, hem başvuru sahibinin hem de ailesinin İngiltere’ye yerleşmesini ve sahip olunan oturma izni sayesinde İngiliz vatandaşlarıyla aynı statüde ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetlerinden faydalanmalarını sağlaması ve yatırımcının eşine herhangi bir maaşlı işte çalışma özgürlüğü veren genel çalışma vizesi sağlanmasıdır.